24 Ağustos 2009 Pazartesi

FF diyorlar ona kısaca,

Bulaşmıyayım dedim ama nedir bu Sosyal Medya olayı girdap gibin elini kaptırdın mı kolu bırak bedenen içindesin. A o ne yazmış, aman ona Like buna comment derken off off :)

3 Ağustos 2009 Pazartesi

Trafik canavarı ve Azrail,

Hafta sonu güzel başlamıştı. Cumartesi günü saat biraz geçte olsa Saroz'a doğru yola çıkabilmiştik. Saroz'da her şey çok güzeldi. Dönüş yoluna çıktığımızda küçük bir mola vermek amacıyla benzin istasyonuna girdik. Tuvalet tek olduğu ve içerideki arkadaş çıkmak bilmediği için biraz beklemek zorunda kaldık. Beklerken marketten bir şeyler alıp akabinde yola devam ettik. Aldığım içeceği açarken önümüzdeki trafiğin akmadığını fark ettik. Bir aksilik vardı. Semih'le birlikte doğal Türk dürtülerinin verdiği merak duysundan aldığımız güçle arabadan çıktık ve olay mahalline doğru yürmeye başladık.

Yaklaşık 400 - 500 metre sonra gördüğümüz manzara hiçte iç açıcı değildi. İki minibüs yola dik şekilde duruyordu ve yerde yaralılar vardı. Sanırım kaza olalı 5-10 dakika olmuştu. Olayları ya tv haberleri, film karesi veya gazetelerin üçüncü sayfalarından görmüş olan ben orada tüylerim diken diken olmuş ve yutkunurken ayakta kala kalmıştım. İnsanlar ve eşyaları etrafa dağılmıştı. Yerde hafif tombul 12-13 yaşlarında bir çocuk ağlıyordu. Biraz ilerisinde daha sonradan vefat ettiği anlaşılan 50-55 yaşlarında bir amca yatıyordu.

Çocuğun yanına gidip bir şeyi olup olmadığını sordum. Rahat konuşabiliyordu ama ağlamalarının arasından anlayabildiğim kadarıyla sadece sağ ayağında bir ağrı vardı. Polis bizden hemen sonra geldi. 5-10 dakika geçmeden de ambülanslar birer birer gelmeye başladı. Mavi gözlü hafif toplu çocuğu önce oturduğu yerden kaldirip daha rahat bir yere aldım, önünde yatan akrabası için yapılacak bir şey kalmamıştı Allah günahlarını affetsin diye dua etmekten başka. Sonra arkada başka bir minibüsün daha olduğunu gördüm sol tarafı sanki kağıt yırtarmışcasına açılmış.

112 personelinin gelmesiyle birlikte daha hummalı bir çalışma başladı. Sonrasında itfaiye araçta sıkışan bir yaralıyı kurtarmak için uğraşıyordu. Ne filmler ne haberler olayın ortasında ölümle boğuşan ve yaşama tutunmaya çalışan insanların arasında gözlerim dolmuş ve en son vefat eden küçük kızı da görünce onun günahı neydi Allah'ım yaşayacak çok şeyi vardı, dercesine gökyüzüne bakarken buldum kendimi.

Yaralılar ambülanslara bindirildikten sonra biz de aracımıza doğru yürüyorduk ve araca binerken arkadaki kendini bilmez şahsiyet kornaya bastı. Kısa bir bilgi zaten trafiği tek şerit karşı yöne vermişler biz oradayız ayrıca ne sol ne sağ ilerlemiyor sadece önümüzde yarım arabalık bir boşluk var. İşte o kornayı çalan kendini bilmez varlık 1,5 - 2 metre için çalıyordu kornayı. Kendisine avazım çıktığı kadar bağırınca yaptığı salaklığı sanırım anladı. Zaten o kısa mesafeyi de gidince bulunduğumuz yerde 5-6 dakika daha bekledik.

Yola devam ederken kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Radyo kapalı sadece motorun gürültüsüyle bir sonraki benzin istasyonuna kadar gittik. Orada konuşurken yine biraz isyankar bir tonda neden dedim. Gönül Allahın işine karışılmaz dedi. Bu Allahın işi olmaz dedim, bu düpe düz cahillik adı ne olursa olsun (Sürat, Alkol, Uykusuzluk vs). Trafikte insanlar iyice vahşileşiyor. İki saniye beklemek yok hemen kormaya basmalar, pencereden el işareti yapmalar, sarı ışıkta selektörler vs . Yayalar onlara kimse yol vermediği için sürekli kendini yola atıyor araçlar sılalom yaparak yanlarından geçiyor ve sonuçta birer istatistiksel veri http://www.trafiklife.com/yeni/modules.php?name=News&file=article&sid=318 oluyorlar devletin gözünde. Sevenleri ise oları bir daha hiç sarılıp koklayamacağı çocukları, öpüp okşayamacağı eşleri, bayramlarda ev değil kabir ziyareti yapacakları anne/babaları olarak hatırlıyor olacaklar her duvarda duran fotoğraflarına baktıklarında veya yolda aynı isimde bir seslenişi duyduklarında. Bir de sakat kalıp hayatına devam etmek zorunda olanlar var ki Allah onlara ve ailelerine de sabır, güç ve kuvvet versin.

Giderken düşündüm, ilk benzin istasyonuna uğramasaydık yada tuvelette oyalanan biri olmasaydı ve 3-5 dakika erken çıksaydık. Belki bu kazayı hiç görmeden gidecektik sadece bizim için üçüncü sayfa haberi olacaktı "Allah rahmet eylesin." diyeceğimiz. Belki de kazanın bir parçası olacaktık karşı şeritten gelip o iki minibüse çarpan aracın yanında bir yerlerde ama hiç biri olmadı biz kaza yerine beşyüz metre uzaklıkta ve gidene kadar trafik cavarı kurbanlarını belirlemiş, Azrail'de üstüne düşen görevi yapmıştı. Umarım hastahaneye kaldırılan yaralılardan ölen olmaz ve Azrail hastahane kapısından eli boş döner.

Çoğumuz yaşarken ölümün bizden çok uzakta olduğunu düşünüyor. Hatta ölüm kelimesi aklımızdan geçmiyor ve geçene de sen ne kadar olumsuz düşünüyorsun diyoruz. Sonrasında dünyevi hırslar, koşturmacalar, yalanlar, insanları kırmalar, hak yemeler, adam kayırlamalar. Para, itibar ve mevki uğruna taklalar atmalar ve seviyesizlik diz boyu hatta bazen boy veriyor insanlar ne kadar seviyesiz olduklarını gösterebilmek için. Sonra bir gün ölüm buluyor insanı, kendi hatasında bile değil karşı şeritte giden bir aracın kontrolünü kaybetmesi sonucu senin aracına çarpmasıya. Milyarlarca lira verdiğin aracına yüz küsur kilometre ile çarpınca NCAP teslerinin de bir yanılma payı olabileceğini anlıyorsun ve şanslı isen hastahane sonrası eve şansın yağver gitmemişse hastahane sonrası bodrum kata (genelde morgu oraya yapıyorlar) gidiyorsun. Burada artık neye inandığının hiç önemi yok Müslüman mısın, Hristiyan mısın yoksa Budist mi ? hiç önemli değil artık sen bir ölüsün gerisi inandığın Allah'la senin aranda.

Peki ya hiç düşündün mü ? ya o sensen bulunduğu şeritten hava yağmurlu olduğu için ve hızlı gittiğinden dolayı kontrolü kaybedip A sınıfı arabasıyla karşı şeride geçip C sınıf araç sahibi ve yanında oturan eşinin ölümüne sebep olan ? hiç mi vicdanın sızlamaz, suçluluk duymazsın? İşte o zaman keşke işe yaramaz, milyarları versen de o cansız bedenler sana merhaba diyemez. Dilediğin özlürleri kabul edemez.

Bu yazıyı sonuna kadar okuyabilmiş birileri varsa ve bana kalkıp Cumhur olayı çok dramatize etmişsin diyorsa ondan ricam bir morga gitsin ve trafik kazasında vefat etmiş ölünün elini sıksın, adını sorsun ona sonra yüzündeki ifadeye baksın tabi eğer kazadan sağlam çıkmış bir yüzü varsa. O kişin ailesini arasında ben sizin oğlunuzu/kızınızı ziyaret ettim desin.

Her yıl binlerce insan ölürken trafik kazalarında, biz de uyuyalım gözlerimiz açık ilkel beyinimizin önderliğinde.

Kendinize iyi bakın, ölmeyin öldürmeyin, mümkünse yaşatmaya da özen gösterin.
Cumhur